Gerçekçi Bir Başlangıç, Sağlam Bir Yol
Her başarı ve uzun soluklu yolculuk; sağlam bir zihin, yüksek bir irade ve ayakları yere basan bir plan gerektirir. Ancak bu üçlünün hayata geçirilebilmesi için belki de en temel şart...
Her başarı ve uzun soluklu yolculuk; sağlam bir zihin, yüksek bir irade ve ayakları yere basan bir plan gerektirir. Ancak bu üçlünün hayata geçirilebilmesi için belki de en temel şart, insanın kendinin farkında olmasıdır.
İnsan çoğu zaman hangi yola neden çıktığını, bu yolda kendisini nelerin beklediğini ve karşılaşacağı engelleri aşmak için neye başvuracağını bilir. Sorun, bu bilgilerin eksikliğinden ziyade; üzerine gidip çözme aşamasına gelmek için gereken enerjiyi ve kararlılığı kendinde bulamamaktır. Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve kişinin kendisinden kaçtığı bir tutuma dönüşebilir.
Oysa kaçmak, problemleri ortadan kaldırmaz; yalnızca çözümden uzaklaştırır. Bir noktadan sonra kişi, kendini kandırmaktan yorulur ve kendisiyle olan samimiyetini yavaş yavaş kaybeder. Atılmayan her adım, bir sonraki adımı daha da zorlaştırır. Buna karşılık atılan her küçük adım, yalnızca çözüme yaklaşmayı değil; insanın kendi özüne ve emeğine duyduğu saygıyı da artırır. Bu saygı, sürecin ilerleyişini daha dengeli ve pozitif bir hale getirir.
Sınav Süreci ve Başlangıçlar
Üniversite sınavı süreci de bu açıdan diğer tüm başlangıçlarla benzerlik gösterir: Başlangıç zordur. Daha yolun başında bile toplumun, çevrenin ve ailenin beklentileri öğrencinin omuzlarında ağır bir yük oluşturur. Yetersizlik hissi ve eksik olma kaygısı bu yükle birleştiğinde, öğrencinin dersle arasına mesafe koyması kaçınılmaz hale gelebilir.
Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır:
Bu yolculukta verilen tüm emek, başkasını değil, öğrencinin kendisini ileri taşır.
Her aşılan yetersizlik hissi, özgüveni bir adım yukarı taşır ve bir sonraki problem karşısında çözüm becerisini güçlendirir. Zamanla sorunlar korkulacak ya da altında ezilecek engeller olmaktan çıkar; tanıdık ve yönetilebilir durumlara dönüşür.
Unutulmamalıdır ki her dağ, çıkılmaya başlanmadan önce devasa ve aşılamaz görünür. Ancak zirvesine ulaşıldığında sunduğu manzara, verilen tüm emeğin karşılığını fazlasıyla verir.
Bu süreçte önemli olan kusursuz olmak değil; gerçekçi olmak, adım atmak ve vazgeçmemektir.